logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 01-19-2018
Saat: 23:10

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ALANYA ŞUBESİ

Atatürk için… Atatürk ile…
Site Map Contacts anasayfa

Üye Panelİ

ADD BAŞKANIMIZ

Tansel_Colasan

ALANYA ADD BAŞKANIMIZ

aydin
yazarYazar: aydin | tarihTarih: 14 Eylül 2017 / 16:10

addden-rize-aciklamasi-kapak-e1cc1471f4fb732104a171b40c014e191e687a26-0

Atatürkçü Düşünce Derneği Alanya Şube Başkanı Aydın Özbaş Kuzey Irak referandumu ile ilgili açıklamalarda bulundu
Özbaş açıklamalarında şu ifadelere yer verdi, “ Türkiye Cumhuriyeti, dünyanın en güzel coğrafyasında ve tarihin en stratejik noktasında kuruludur. Doğal güzellikleri, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri yanında, stratejik önemi, değerini birkaç kat daha arttırmaktadır. Binlerce yıldır bu topraklarda devlet kuranlar bir ateş çemberi içinde kalmışlardır. Yüz yıl önce gizlice imzalanan Sykes Picot anlaşması bu durumun en kesin kanıtı olduğu gibi, anlaşmayı yapanlar, aradan geçen yüz yıla rağmen amaçlarından asla vazgeçmemişlerdir. Yaklaşık 20 yıl önce açıklanan BOP ( Büyük Ortadoğu Projesi) yüz yıl önceki anlaşmanın halen geçerli olduğunu bir kez daha göstermiştir. En yetkili ağızlar bölgemizde 22 ülkenin haritasının değişeceğini ilan etmiş, geçen zamanda pek çok ülkede iktidarlar devrilmiş, o ülkelere vahşet, kan ve ölüm egemen olmuş, siyasal yapıları parçalanmış ve yeni oluşumlar türemiştir. Birinci Körfez Savaşı ile başlayan Irak’ın işgali ve bölünme süreci; ABD’nin ve İsrail’in Kürt yönetimine verdiği destek ile zaman içinde ivme kazanmış ve bugünkü “halk oylaması” açıklaması noktasına gelinmiştir. Bu süreci iyi göremeyen ve partisinin kurultayında onur konuğu eden mevcut siyasi iradenin Barzani’ye verdiği kredi, Barzani ve yandaşlarının “halk oylaması” kararını almalarında etkili olmuştur.

Irak’ın kuzeyinde Barzani milislerinin ülkemiz topraklarını kullanarak Ayn-el Arap’a (Kobani) ulaşması Barzani yönetimini cesaretlendiren ayrı bir gelişme olmuştur. Hava limanlarımıza asılan Barzani yönetiminin sözde bayrakları, Barzani’ye açıkça destek verildiği şeklinde anlaşılmıştır. Beş yılı aşkın süredir Suriye’de sürdürülen savaş, emperyalizme hizmet eden ve onlardan destek gören Kürt yönetiminin Akdeniz’e açılma projesinin en önemli adımıdır.Kendilerini emperyalizmin hizmetine bağlamış Kürt yönetimi şimdi bölgeyi kana ve ateşe boğan ABD emperyalistlerinin kışkırtması ile 25 Eylül 2017 tarihinde “Bağımsız Kürdistan” için bir halk oylaması yapacaklarını ilan etmişlerdir. Bu girişime karşı ülkemizden yeterli tepki gelmediği gibi bazı ihanet odakları Diyarbakır ilimizde bu oylamaya destek toplantılarını sürdürmektedir. Bu büyük bir kışkırtma ve bölgeyi daha büyük çapta ateşe vermek için geri dönülmez bir yoldur. Bu ateş, Irak ve Suriye’den sonra İran’ı ve ülkemizi de saracaktır. Bu gidişe ulusça karşı çıkmalı ve tüm yurtsever güçler olarak birlikte hareket etmeliyiz.

Mevcut siyasi iradenin, bu halk oylamasına karşı olduğunu açıklaması yetmez; Irak’ın kuzeyine yönelik ekonomik, ticari ve siyasi tedbirleri alma imkânı vardır. Bu kararlılığı ortaya koymalı ve halk oylamasının yapılması halinde de en sert tedbirleri yaşama geçirmelidir. Önümüzdeki günlerde yurtsever olmanın ölçüsü bu olacaktır. Geçmişte yapılan kavgaların, kendi tarihimizde yaptığımız iyi ve güzel işlerin değeri kalmayabileceği gibi, yakın geçmişte ülkeye yapılan kötülüklerin de unutulabileceği tarihi dönemece geliyoruz. Bu tarihi dönemeçten savrulmadan çıkmamız halinde, ülkemizin bölünmez bütünlüğü, halkımızın birlikte, özgürce yaşama iradesi ve koşulları sağlanabilecektir. Bu amaçla tüm siyasal partileri, demokratik kitle örgütlerini, sendikaları, meslek örgütlerini, kısaca kendine “yurtsever” diyen herkesi “Irak’ın Kuzeyinde kukla bir Kürt devleti kurulmasına yol açacak halk oylamasına HAYIR” diyenleri ortak hareket etmeye davet ediyoruz.”GERÇEK ALANYA

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 29 Ağustos 2017 / 14:09

20287077_10212161738470467_725010856028980784_o

Atatürkçü Düşünce Derneği Alanya Şube Başkanı Aydın Özbaş 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınladı. İşte o mesaj:

Mustafa Kemal önderliğinde, 19 Mayıs 1919 da, emperyalizme karşı başlatılan Ulusal Bağımsızlık Savaşımız; 30 Ağustos 1922 de kazanılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi’yle ve zaferle sona ermişti. Ulusal bayramın doksan beşinci yıldönümündeyiz.

Emperyalist devletlerin orduları, Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkan Osmanlı Devleti’nin 10 Ağustos 1920 de imzaladığı Sevr Antlaşması’na dayanarak Anadolu’yu işgal etmiş ama Mustafa Kemal önderliğinde örgütlenmiş ulusal direnişle karşılaşmışlardı.

1921 yazında Sakarya’nın doğusuna çekilen Türk Ordusu’yla Yunan Ordusu’nun yaptığı ve yirmi bir gün aralıksız süren Sakarya Meydan Muharebesi Yunan Ordusu’nun yenilmesiyle sonuçlanmıştı. Bundan sonra kesin zafer için Türk Ordusu bir yıl boyunca hazırlık yapmıştı.

26 Ağustos 1922 de Türk Ulusu’nun varını ve yoğunu, canını ortaya koyduğu bir ölüm kalım savaşı başlamıştı. 30 Ağustosta Dumlupınar’da yapılan Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile Yunan Ordusu’nun ana kuvvetleri yok edilmiş ve esir alınmıştı. Esirler arasında ‘düşman ordusunun başkomutanlığını yapan General Trikupis’ de bulunuyordu. Bundan sonra Yunan ordusunun kaçan kuvvetleri takip edilmişti. 9 Eylülde Türk ordusu İzmir’e girmiş ve Başkomutanın verdiği ilk hedefe, Akdeniz’e ulaşmıştı. 17 Eylülde son Yunan askerleri de Bandırma’dan gemilere binerek Anadolu’dan ‘geldikleri gibi gitmişlerdi.’

Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta söylediği gibi: “ Her evresi ile düşünülmüş, hazırlanmış, yönetilmiş olan bu savaşlar, Türk Ordusu’nun, Türk subaylarının ve komutanlarının yüksek güçlerini ve yiğitliklerini tarihte bir daha saptayan ulu bir yapıttır. Bu yapıt Türk ulusunun özgürlük ve bağımsızlık düşüncesinin ölümsüz anıtıdır.”

30 Ağustos zaferi vatanımız olan Anadolu’da bağımsız, halk egemenliğine dayalı, demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasını sağlamıştır. Mustafa Kemal’in söylediği gibi: “ Türk vatanını fethetmek fikrini, Türk’ü esir etmek hayalini genel, ortaklaşa bir fikir haline koymaya çalışanlar layık oldukları akıbetten kurtulamamışlardır.”

Ulusal Bağımsızlık Savaşımız emperyalizme karşı verilen ve dünyadaki tüm mazlum, sömürülen halklara örnek olan kutsal bir direniştir. Zafer sonrasında başlatılan ‘Anadolu Aydınlanması’ ve yeni bilim, ekonomi zaferleri ile çağdaş bir devlet ve toplum yapısının oluşturulmasına çalışılmıştır.

Ne yazık ki yaşadığımız günde emperyalizm ve işbirlikçileri, ‘kan ve irfanla kurulmuş’ Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bölme ve yıkma heveslerinden vazgeçmemişlerdir. Yaşadığımız dönemde emperyalizmin vazgeçmediği ‘Sevr’, Büyük Ortadoğu Projesi’yle, yeniden Türk ulusunun önüne getirilmiştir.

Son on beş yıldır ülkeyi yöneten Siyasal İslam görüşündeki iktidarlar, sonunda rejim değişikliğine kadar vardırılmış bir ‘değişim ve dönüşüm’ü Türk Milleti’ne dayatma peşinde olmuştur. Bu dönemde devlet içinde yuvalanmış ‘cemaat’in kurduğu kumpaslarla başta Türk Ordusu hedef alınmıştır. Türk Ordusu yıllarca süren hukuksuz Silivri davalarıyla gözden düşürülmeye, etkisizleştirilmeye çalışılmıştır. 15 Temmuz 2016’ da ise, orduda örgütlenmiş emperyalizm güdümündeki FETÖ, ‘darbe – işgal girişimi’ne kalkışmıştır. Bu girişim ordu – millet tarafından önlenmiş ama ordu yine hedefte tutulmuş, OHAL dönemine geçilerek çıkarılan KHK’ ler ile TSK’nın geleneksel yapısını değiştiren köklü değişikliklere gidilmiştir.

Büyük Zafer’in doksan beşinci yıldönümünde, yarınlar için umutsuzluğa düşmeden Mustafa Kemal’in sözlerini yineliyoruz: “Bugün kutlamak değerbilirliğinde bulunduğumuz büyük zafer özellikle Türk Ordusu’nundur. Türk Ordusu ve Türk Milleti var olsun”.

Atatürkçü Düşünce Derneği Alanya Şubesi olarak tüm halkımızın 30 Ağustos Zafer bayramını kutlar, zaferde payı olan Büyük Komutan Atatürk’ü, Silah Arkadaşlarını, tüm Şehitlerimizi ve Gazilerimizi saygı ve gönül borcu ile anarız. Saygılarımızla.ALANYA ADRES

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 11 Şubat 2017 / 12:01

add_alanya_subesinden_sosyal_kurslar_h453

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Alanya şubesi, kamu mallarının Varlık Fonu’na devredilmesini eleştiren bir basın açıklaması yayınladı.
Dernekten yapılan açıklamada, “Siyasi iktidar, devlet düzenini tarumar etmeye devam etmektedir. Bunun son örneklerinden biri, Türkiye Varlık Fonu adı altında başlatılan uygulamadır. Bu durum, Cumhuriyet dönemi boyunca yaratılan Kamu İktisadi Kuruluşları’nın satılarak ve borçlanarak bugüne kadar getirilen uygulamanın artık sürdürülemez olduğunu göstermektedir. Üretim olmadığı için büyütülemeyen vergi tabanı, dolaylı vergiler ile dar gelirlinin sırtına bindirilmiş vergi yükü adaletsizliği devam ederken; Türk Milleti’nin 93 yıldır bin bir emek ve zorlukla meydana getirdiği yüz milyarlarca liralık milli varlıkları, yeni harcamalar için kaynak olarak kullanılmak istenilmektedir. Dünyada benzer varlık fonları gelire sahiptir. Bu şekliyle Türkiye Varlık Fonu herhangi bir gelire sahip olmadığı için gerçekte, “Borçlanma Fonu”dur. Başta Kamu Bankaları, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, BOTAŞ ve PTT olmak üzere nakit varlığı yüksek kamu kurumlarının fona devredilmesiyle, bu kaynakları kullanacak yönetimin harcamaları hiçbir şekilde denetlenemeyecektir. Bu uygulama, “bütçede birlik” ve “bütçede açıklık” ilkeleri ile uyuşmayan keyfi ve saklı işlemlere kapı açacaktır. Varlık Fonu kullanılarak yapılacak işlemler, gelecek kuşakları, katlanarak artacak borç yükü altında bırakacaktır. Türk Milletinin varlığı olan Kamu Kuruluşlarının Varlık Fonuna devri; Osmanlı döneminde çöküşü hızlandıran Duyun-u Umumiye’ye dönüş demektir. Bu durum, Cumhuriyetin kuruluş değerlerinden ne kadar uzaklaşılırsa batağa saplanmanın da o kadar hızlandığının bir göstergesidir. Milletimiz, kamu varlıklarımızın eritilmesine sessiz kalmamalıdır. Siyasi iktidarı, bu yanlış kararından acilen geri dönmeye çağırıyoruz” denildi.YENİ ALANYA GAZETESİ-ALANYA EXSPRES-ÇERÇEK ALANYA -ALANYA POSTASI-HABER ALANYA

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 24 Ocak 2017 / 17:44

add_den_basin_aciklamasi_h20883_0b25d

ADD Alanya Şubesi Yazmanı Bakıcı, Adalet ve Demokrasi Haftası sebebiyle basın açıklaması yaptı
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Alanya Şube Yazmanı Osman Bakıcı,” En değerli evlatlarını teröre kurban veren ülkemizde, demokrasi şehitlerini anmak artık günlere sığmıyor. Yüz elli yılı bulan demokrasi kavgamızda, özgürlük için, demokrasi için, eşitlik için, adalet için, halkının mutluluğu için öne atılanlar, hep ölümle cezalandırıldılar. Mithat Paşalar, Namık Kemaller, Kubilaylar, Taylan Özgürler, Abdi İpekçiler, ve daha niceleri kendilerinden sonra mücadeleye atılacakların önünü kesmek, yıldırmak için katledildiler. Kimisi despot Padişahlarca, kimisi din adına ayaklanmış gericilerce, kimisi kendini devlet yerine koyan çete mensuplarınca, kimisi devlet içinde yuvalanmış karanlık güçlerce, kimisi de emperyalizmin gizli servislerince acımasızca yok edildi. Ancak hiçbir kalleş cinayet daha sonra ortaya atılan ve atılacak olanları bu kutsal mücadeleden vazgeçiremedi. Kurbanların sayısı o kadar arttı ki, değerli aydınlarımızı anmak için, günler yetmedi. Haftalar yetmez oldu. Azgın terörün önünü kesmek için yapıldığı söylenen 12 Eylül Faşist darbesi sonrası daha karanlık cinayetler, 1990 yılından itibaren boy gösterdi. Bu cinayetlerden ilki, Atatürkçü Düşünce Derneğinin Kurcusu Prof. Dr. Muammer Aksoy oldu. Ülkenin karanlığa gittiğini, Atatürk Devrimleri ve Cumhuriyet değerlerinin yok oluşa sürüklendiğini gören Muammer Aksoy ile birlikte hareket eden 50 Aydınımızın ADD’yi kurmasının üzerinden 8 ay geçmişti ki, Muammer Aksoy katledildi. Arkasının geleceği o günden belli olan seri cinayetlerin önünü kesmek için kamu görevlileri hiçbir önlem almadığı gibi, karanlık cinayetleri çözmek için de istekli olmadı. Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Turan Dursun, Eşref Bitlis, Musa Anter, Bahriye Üçok, Sivas’ta diri diri yakılan aydınlarımız, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu cinayetlerinin ortak özelliği, katillerinin aynı olmasından çok, devletin bu gibi karanlık eylemlerin faillerini bulmak konusundaki isteksizliği ve direncidir. 31 Ocak 1990 tarihindeki Muammer Aksoy cinayeti çözülmeden, 24 Ocak 1993 tarihinde ülkemizin yetiştirdiği en cesur gazeteci Uğur Mumcu, evinin önünde feci şekilde parçalanarak katledildi. Yıllar önce 1 Şubat 1979 tarihinde gazeteci Abdi ipekçi katledilmişti. Bu karanlık cinayetler yıllardır Adalet ve demokrasi haftası içinde değişik etkinliklerle anılıyor. Her yıl yeniden adalet aranıyor. Bu cinayetleri çözmesi gereken kamu görevlileri ise bırakın çözmeyi, çözülmesini isteyenlerin üzerine gidiyor. Belki de cinayetlerin arkasından kimlerin çıkacağını bildikleri için böyle davranıyorlar. Bu cinayetleri soruşturmayan, üzerini örtmek isteyenlerin karanlık ilişkileri sonraları ortaya çıkacak, bazıları bu nedenle mahkum olup hapis yatacaktı. Katledilen değerli aydınlarımızın hiç biri bu türden ilişkilerle anılmadı. Geçmiş yıllarda devletin her türlü olanağı onları karalayacak en küçük bir leke bulmak için seferber edilmişti. Hatta hapislere atılmışlar, sakıncalı piyade olmuşlar, acılar çekmişlerdi. Ancak onlara en küçük bir leke konduramadılar. Onlar hep topluma saçtıkları ışık ile anıldılar. Öyle anılacaklar… Muammer Aksoy bugün 100 yaşında. Her zamankinden daha zinde. Işık saçarak önümüzde yürüyor. Uğur Mumcu katledildiği 50 yaşındaki kadar cesur ve bilgi dolu . Karanlığın üzerine O’nun cesareti ile yürüyoruz. Devrim şehitleri bu nedenle ölümsüzdür. ” dedi.
ALANYA POSTASI-ALANYA ADRES-GAZETE ALANYA

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 18 Ocak 2017 / 15:04

addden-rize-aciklamasi-kapak-e1cc1471f4fb732104a171b40c014e191e687a26-0

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Alanya şubesi gündeme dair açıklamalarda bulundu. Yapılan açıklamada “Atatürkçü Düşünce Derneği olarak Meclis’te ikinci turu yapılacak Başkanlık Sistemini içeren Anayasa tuzağına karşı görüşlerimizi halkımızla paylaşmak istiyoruz. Bugün yaşadığımız tehlike; Türkiye Cumhuriyeti’nin etnik, dinsel ve siyasal yapıda parçalanmak istenmesidir. ABD emperyalizmi ve siyasi iktidar, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) politikalarına uygun olarak Türkiye’ye bir anayasa ve başkanlık sistemini ısrarla dayatmaktadırlar.

Genişletilmiş Kuzey Afrika ve Ortadoğu Projesi kapsamında; Irak, Sudan, Libya, Yemen fiilen bölünmüş, Suriye de bölünme sürecine sokulmuştur. Türkiye de bu bölge ülkeleri gibi anayasa yoluyla aynı akıbete sürüklenmeye ve böylece önümüze yeniden konulmak istenen SEVR’i kabule zorlanmaktadır. Anayasa’ya aykırı olarak yapılmak istenen antidemokratik Anayasa değişikliği, tüm yetkilerin bir kişide ve denetim dışı olarak toplandığı “diktatöryal” “ceberrut” ve “keyfi” bir yönetim yaratması yanında ülkenin bölünmesine yol açabilecek hükümler taşımaktadır.

Vatanımızın bütünlüğü ve milletimizin birliğinden yana olan tüm milletvekillerine sesleniyoruz: Parça tesirli bir bombaya benzeyen “Cumhurbaşkanlığı sistemi” adı altında pazarlanan rejim değişikliği Atatürk Cumhuriyeti’ni parçalayacaktır! Gelin 1 Mart 2003 Irak Tezkeresi’nde olduğu gibi birlik olalım ve Emperyalizmin oyununu bozalım! Atatürkçü Düşünce Derneği, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milleti’ni paramparça edecek olan bu başkanlık tuzağına karşı; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesinden aldığı güçle tüm demokratik yolları kullanarak bu gidişi durdurmak için gerçekleri Türk Milleti’ne anlatmakta kararlıdır!

Son olarak: Başta siyasi partilerimiz olmak üzere, tüm demokratik kitle örgütlerine çağrımız şudur; artık mesele bir siyasal parti meselesi değil memleket meselesidir..! Gelin aramızdaki tüm ayrılıkları bir kenara bırakarak başkanlık sistemi adı altında önümüze tekrar konulmak istenen SEVR’i yırtıp atalım!” denildi.GAZETE ALANYA-ALANYA POSTASI-ALANYA ADRES

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 10 Ocak 2017 / 15:47

add_den_10_ocak_mesaji_h20488_e374d

ADD Alanya Şubesi Yazmanı Bakıcı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü sebebiyle bir mesaj yayınladı

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Alanya Şubesi Yazmanı Osman Bakıcı,” Ülkemiz genelinde uzun bir süredir devam eden baskı, her işleyişi kontrol etme ve yönetme düşüncesi neticesinde başta kurumlarımız, basınımız vs. bu düşüncelerden nasibini almıştır.Bunların başında ise en çok etkilenen, yayınlarında özgür olarak,hür iradeleriyle (suç kapsamında olan yayınlar hariç) görevi sadece halkımızı bilgilendirmek ve aydınlatmak olan basın ve çalışanları olmuştur. Özellikle 147 gazetecinin tutuklu olması, medya kuruluşlarının kapatılması ,yazılan çizilen yayınlarla ilgili açılan davalar,meydana gelen terör ve benzerleri gibi olayların sonucunda anında yayın yasağının getirilip halkın bilgi hakkının engellenmesi,sosyal medyanın paylaşımlarının yavaşlatılması bunlara birer örnektir. Başkanlık sisteminin kabul edilip rejim değişikliği gerçekleştiğinde ise olmayan basın özgürlüğü tamamen ortadan kalkacak ve basınımız tarafsızlık ve özgür yayın yapma ilkesinin dışında tek taraflı yayın yapmak zorunda kalacaktır. Ancak, Alanya basınımıza ve çalışanlarına ayrı parantez açmak istiyoruz.Bizler;Alanya basınımızın ve çalışanlarının tarafsız ,dürüst,güvenilir , ilkeli duruşunu ,etik değerlere bağlı ve son derece aktif çalışmalarını görmekten dolayı mutluluk duyuyoruz. Bu vesileyle; mesai mevhumu gözetmeden gece gündüz, hava şartlarını sorun etmeden büyük gayretle çalışan basınımızın çok değerli mensuplarına görevlerinde başarılar diliyor ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü en içten dileklerimizle kutluyoruz” dedi. ALANYA POSTASI

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 27 Aralık 2016 / 12:30

add-den-rize-tepkisi

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Alanya Şubesi Başkanı Aydın Özbaş, Rize’de Atatürk heykelinin kaldırılması sebebiyle tepki gösterdi.

Özbaş,” Rize’de Valilik bahçesindeki “Atatürk ve Gençlik” Anıtı’nın kaldırılmasının ardından, şimdi de Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Heykeli hedef alındı. Rize’nin AKP’li belediyesi, askerimiz ve polisimiz gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında teröre karşı mücadele ederken, son derece pervasızca bir uygulamaya imza atarak, Ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün heykelini bulunduğu yerden kaldırdı. Milli birliğe, ulusal bütünlüğe, tarih bilincine, vefa duygusuna bundan daha büyük zarar verilemezdi. Böylece, 15 Temmuz FETÖ kalkışmasının ardından iktidar tarafından dillendirilen birlik ruhunun “sözde”liğini, Rize Belediye başkanı ispatlamıştır. Rize Belediyesi’nin bu eylemi insan aklının almayacağı bir eylemdir. Adeta, Türk Ulusunun Atatürk’ün öncülüğünde gerçekleştirdiği kurtuluş ve kuruluş mücadelesinden rövanş alınmak istenmektedir. Kaldı ki bu olay, Rize’de Atatürk ve Cumhuriyet değerlerini hedef alan ilk olay değildir. Daha önce de, Valilik bahçesindeki “Atatürk ve Gençlik” Anıtı, Rize Devlet Hastanesi’ne otopark yapımı gerekçesiyle kaldırılmış, inşaat yıllar önce bittiği halde anıt yerine koyulmamıştır. Atatürk herhangi bir geçmiş zaman kahramanı değildir. 20. yüzyılın başında bu topraklarda gerçekleştiği kurtuluş ve kuruluş devrimi dünden bugüne, bugünden geleceğe ışık tutmaktadır. Atatürk’ün ışığından uzaklaşmanın bedelini Türkiye olarak 15 Temmuz’da en acı biçimde yaşadık. CIA güdümlü 15 Temmuz Fethullahçı kalkışma, en değerli ortak paydamızın laik ve demokratik Atatürkçü Düşünce olduğunu ortaya koymuştur. Bu doğrultuda Rize Belediyesini uyarıyor, Atatürk’ü ve Cumhuriyetimizin kurucu değerlerini hedef alan girişimlerine sonlandırmaya çağırıyoruz. Atatürk ve Atatürkçü Düşünce koşullar gerektirdiğinde sığınılacak geçici bir liman değildir. Atatürk ve Atatürkçü Düşünce Türkiye’nin demokratik geleceğinin, günümüz dünyasının da barış umudunun güvencesidir. Atatürk’ün gerçekleştirdiği Türk Devrimi, 21. yüzyılda bizi hem yurtta hem de dünyada barışa götürecek en gerçekçi proje olarak insanlığın gündemindedir. Öncelikle, İslam coğrafyasını kan gölüne çeviren etnik ve dini cemaat temelli çatışmaları da sonlandıracak anahtar bu projedir. Hem Türkiye’de hem dünyada yolunu bulmakta zorluk çekenler için Atatürk ve Atatürkçü Düşünce’nin ışığı önümüzde kutup yıldızı gibi takip edilmeyi beklemektedir. Onun ışığını görmemekte ısrar edenler artık gözlerini açıp gerçekleri görmelidirler. Ulusumuz Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e her zaman sahip çıktı ve sonsuza kadar da sahip çıkacaktır. Atatürk’ün sevgisini kalbimizden, düşüncelerini aklımızdan silmeye gücünüz yetmeyecektir” dedi. HABER ALANYA

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 26 Aralık 2016 / 14:20

addden-rize-aciklamasi-kapak-e1cc1471f4fb732104a171b40c014e191e687a26-0

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Alanya Şubesi’nden Rize’de yaşanan Atatürk Anıtı’nın taşınması olayına ilişkin bir basın açıklaması yapıldı.

Yapılan açıklamada, “Rize’de Valilik bahçesindeki ‘Atatürk ve Gençlik’ Anıtı’nın kaldırılmasının ardından, şimdi de Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Heykeli hedef alındı. Rize’nin AKP’li belediyesi, askerimiz ve polisimiz gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında teröre karşı mücadele ederken, son derece pervasızca bir uygulamaya imza atarak, Ebedi Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk’ün heykelini bulunduğu yerden kaldırdı.

Milli birliğe, ulusal bütünlüğe, tarih bilincine, vefa duygusuna bundan daha büyük zarar verilemezdi. Böylece, 15 Temmuz FETÖ kalkışmasının ardından iktidar tarafından dillendirilen birlik ruhunun ‘Sözde’liğini, Rize Belediye başkanı ispatlamıştır. Rize Belediyesi’nin bu eylemi insan aklının almayacağı bir eylemdir. Adeta, Türk Ulusunun Atatürk’ün öncülüğünde gerçekleştirdiği kurtuluş ve kuruluş mücadelesinden rövanş alınmak istenmektedir.

Kaldı ki bu olay, Rize’de Atatürk ve Cumhuriyet değerlerini hedef alan ilk olay değildir. Daha önce de, Valilik bahçesindeki “Atatürk ve Gençlik” Anıtı, Rize Devlet Hastanesi’ne otopark yapımı gerekçesiyle kaldırılmış, inşaat yıllar önce bittiği halde anıt yerine koyulmamıştır. Atatürk herhangi bir geçmiş zaman kahramanı değildir. 20. yüzyılın başında bu topraklarda gerçekleştiği kurtuluş ve kuruluş devrimi dünden bugüne, bugünden geleceğe ışık tutmaktadır.

Atatürk’ün ışığından uzaklaşmanın bedelini Türkiye olarak 15 Temmuz’da en acı biçimde yaşadık. CIA güdümlü 15 Temmuz Fethullahçı kalkışma, en değerli ortak paydamızın laik ve demokratik Atatürkçü Düşünce olduğunu ortaya koymuştur.

Bu doğrultuda Rize Belediyesini uyarıyor, Atatürk’ü ve Cumhuriyetimizin kurucu değerlerini hedef alan girişimlerine sonlandırmaya çağırıyoruz. Atatürk ve Atatürkçü Düşünce koşullar gerektirdiğinde sığınılacak geçici bir liman değildir. Atatürk ve Atatürkçü Düşünce Türkiye’nin demokratik geleceğinin, günümüz dünyasının da barış umudunun güvencesidir. Atatürk’ün gerçekleştirdiği Türk Devrimi, 21. yüzyılda bizi hem yurtta hem de dünyada barışa götürecek en gerçekçi proje olarak insanlığın gündemindedir. Öncelikle, İslam coğrafyasını kan gölüne çeviren etnik ve dini cemaat temelli çatışmaları da sonlandıracak anahtar bu projedir.

Hem Türkiye’de hem dünyada yolunu bulmakta zorluk çekenler için Atatürk ve Atatürkçü Düşünce’nin ışığı önümüzde kutup yıldızı gibi takip edilmeyi beklemektedir. Onun ışığını görmemekte ısrar edenler artık gözlerini açıp gerçekleri görmelidirler. Ulusumuz Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e her zaman sahip çıktı ve sonsuza kadar da sahip çıkacaktır. Atatürk’ün sevgisini kalbimizden, düşüncelerini aklımızdan silmeye gücünüz yetmeyecektir” denildi. GAZETE ALANYA

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 22 Aralık 2016 / 14:52

yurttaslarimizi_birlesmeye_cagiriyoruz_h17513_b7d22

Atatürkçü Düşünce Derneği Alanya Şube Başkanı Aydın Özbaş, Menemen olayı ile igili açıklama yaptı.

Özbaş’ın açıklaması şöyle:

Cumhuriyetin kuruluşundan sadece 3 yıl sonra Bursa Muallim Mektebinden öğretmen olarak mezun olan Mustafa Fehmi Kubilay, henüz 4 yıllık öğretmen iken, yedek subaylığını yaptığı sırada, Menemen’de çıkarılan gerici ayaklanmada devrimi korumak için gözünü kırpmadan ölüme yürüdü. Kubilay’ın öğretmen okulunda eğitime başlaması ile Cumhuriyetin kuruluşu aynı tarihlere denk düşer.
Yedek Subay öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay ; Mustafa Kemal işgal altındaki yurdunu kurtarmak için ileri atıldığında tam da 14 yıl sonra söyleyeceği Bursa Nutkunda görmek istediği Türk gencini temsil etmektedir.
Mustafa Kemal’in devrimci karakterini kavrayan Mustafa Fehmi Kubilay, ayaklanan gericiliği durdurmak için Bursa Nutkunun söylenmesini bekleyemezdi. İçinde mermi yerine kuru sıkı manevra fişekleri olan tüfeğiyle gericiliğin üzerine yürüdü. Canını verdi. Henüz 24 yaşında idi. İnandı. Dövüştü ve öldü.
Menemen’de 23 Aralık 1930 günü yaşanan Nakşibendi ayaklanması sonrası Cumhuriyetin Kubilaylar yetiştirmek yolundaki kararlılığı çelikleşmiştir.
1950’li yıllara gelindiğinde, demokrasi kavramını seçim sandığı ile sınırlayanlar, Cumhuriyetin bu kararlılığını eğip bükmeye başlamışlar, Kubilaylara karşı yeni Derviş Mehmetleri de yetiştirecek adımları hiç çekinmeden atmışlarıdır. Türkçe ezanın kaldırılması, Köy Enstitülerinin kapatılması, imam okullarının hızla yaygınlaşması devrimlerin sulandırılması bu dönende hız kazanmış, 12 Mart darbesinin önderleri sosyal uyanışın “dindar nesil” ile kolayca durdurulabileceğini açıkça savunmuştur. Bu dönemden 1980 yılına kadar gençlik, “tespih çekmek ile tetik çekmek” ikilemine itilmiştir.
12 Eylül darbesi ile; düşünen, sorgulayan gençlerin önünü kesmek için zorunlu din dersleri ve cemaatlerin önünün açılması bugünlerin habercisi olmuştur. Cemaatler aracılığı ile orduya, polise, adliyeye ve devletin her kesimine sızdırılanlar 15 TEMMUZ 2016 GÜNÜ BİR DARBE girişimi olarak yaşananlar, Derviş Mehmetler yetiştirme politikalarının sonucudur.
Günümüzde iktidarın böyle bir ikilemi yoktur. Zira onların tek hedefi yeni Derviş Mehmetler yetiştirmektir. 2002 yılından bu yana sürdürülen eğitim politikaları, ders kitapları ile oynanarak “kindar ve dindar” gençlik yetiştirme girişimleri, 4+4+4 politikaları ile kız çocuklarının zorunlu eğitimden uzaklaştırılması, ancak yangınlarla ya da bina çökmesi ile ortaya dökülen tarikat yurtları, tecavüzler iktidarın bu kararlılığının en açık göstergesidir.
En son yaşadığımız Rusya Federasyonu Büyükelçisi KARLOV’ un katilinin hangi eğitim basamaklarından ilerleyerek bir büyük cinayeti işleyebildiği bile bu tercihin sonucudur. Bugün iktidarın eğitim sistemimizdeki tek ikilemi, bu alanı hangi tarikata teslim edeceği noktasındaki kavga ve kararsızlığıdır.
Cumhuriyet devrimcilerinin ise gençlerin eğitiminde hiçbir ikilemi ve kararsızlığı yoktur. Tek hedefimiz Atatürk Cumhuriyetini sonsuza kadar yaşatacak Kubilaylar yetiştirmektir.
Katledilişlerinin 86. yılında Mustafa Fehmi Kubilay, Bekçi Şevki ve Bekçi Hasan’ı saygı ve minnetle anıyoruz. ALANYA ADRES-GAZETE ALANYA

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 14 Aralık 2016 / 17:01

turk_milletini_boldurtmeyecegiz_h19864_ab541

İstanbul Beşiktaş’ta yaşanan hain terör saldırısı sebebiyle Atatürk Anıtı önünde toplanan dernekler ortak basın açıklaması gerçekleştirdi.

Vatan Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürkçü Düşünce Derneği, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği, Eğitim-İş Öğretmen Sendikası ve Türkiye Liseliler Birliği’nin ortaklaşa düzenlediği basın açıklamasında teröre sert tepki gösterildi. Atatürk Anıtı’nda gerçekleşen eyleme çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşu, İstiklal Marşı’yla başlayan eylem sloganlarla devam etti. “Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi, Katil ABD İşbirlikçi PKK, Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez, HDP Kapatılsın, Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganları atan kalabalık grup teröre lanet okudu. Eyleme katılan siyasi partiler ve kitle örgütleri adına açıklama yapan Atatürkçü Düşünce Derneği İlçe Sekreteri Osman Bakıcı şunları söyledi: İstanbul Beşiktaş Maçka Parkında görev başındaki Çevik Kuvvet ekibine yapılan bombalı saldırı sonucu 44 kişi şehit olmuş 14 ü ağır 155 kişi yaralanmıştır. Kahraman güvenlik güçlerimize ve vatandaşlarımıza yapılan bu saldırıyı lanetliyoruz. Bunun hesabı mutlaka sorulacaktır. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Türk milletinin başı sağ olsun. Mücadelemiz son terörist yok edilinceye kadar devam edecektir. Ne acıdır ki terör ve terörist ithal eden ülke olmanın sonuçlarını yaşar hale geldik. Hiçbirimiz akşam eve dönüp dönmeyeceğimizi bilmeden rastlantı halinde yaşarken ve ülkemiz bölünme tehdidine karşı mücadele ederken birilerinin başkanlık hayali kurmasını gerçekçi bulmuyoruz. Tüm amacımız birlik ve beraberlik içinde, hukuk kuralları içerisinde çocuklarımızın geleceklerinin Atatürk Devrimleri doğrultusunda güvence altına alınmasıdır. Bu menfur saldırının, Başbakan tarafından “ FETÖ Terör Örgütünün 15 Temmuz da yapmak istediği darbe girişimi komuta merkezi NATO İncirlik üssüdür” şeklindeki açıklamasının hemen ardından gelmesi düşman cephesinin nasıl bir panik ve telaş içinde olduğunun göstergesidir. Bu tespit 70 yıldır rotasına girdiğimiz Atlantik sisteminin kara yüzünü ortaya çıkaran ve hükümet başkanı seviyesinde yapılan ilk açıklama olması nedeni ile tarihi bir önem taşımaktadır. Vatan savaşımızın tarafları artık bellidir. Bir tarafta kahraman Silahlı Kuvvetlerimiz, Polisimiz, Korucularımız ve bunların arkasında olan Türk Milleti, diğer tarafta ülkemizi ve bölgemizi hedef almış ABD ve AB Emperyalizmi, taşeronları PKK-PYD ve İŞİD ile ülkemizde bunlara destek olma gafleti içinde bulunan işbirlikçi sivil toplum kuruluşları ve bazı siyasi partilerdir. Almanya’nın ve Amerika nın verdiği füzeler ile askerlerimiz, polislerimiz, korucularımız şehit edilirken emperyalizmin işbirlikçileri hiç seslerini çıkarmadılar. Amerikan Senatosunun son çıkardığı bir kararla uçak ve helikopterlerimize karşı kullanılacak olan yeni füzelerin de PKK’ya verilmesi konusunda bu işbirlikçilerin sesi yine çıkmadı. Bu işbirlikçi çevreleri uyarıyoruz. Milletimize karşı savaşan şer güçlerinin mevzisini hızla terk edin. Vatan savunma mevzisinde milletimizin yanında yer alın. Böyle yapmadığınız taktirde Türk Milletine karşı vebalden kurtulamazsınız. Caydırıcılığımızı azaltan bu tutumlardan cesaret alan bölücü ve yobaz terörü, milletimizi teslim alabilecekleri duygusuna kapılarak bombalar patlatıyorlar. Bu bombalar ABD ve AB bombalarıdır. Bu emperyalist güçler bombaları patlatırken aynı zamanda ülkemizde çocuklarımızı yakan, onlara tecavüz eden eylemleri de eş zamanlı uygulamaktadır. Tüm amaçları komşularımızla barışmayı önlemek ve Kuzey Suriye’de Kürt Koridorunun oluşmasını sağlamaktır” diye konuştu.
‘MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN’
Bakıcı,” Ülkeyi yönetenlerden isteğimiz, bizleri daha iyi şartlarda yaşatmak için seçildiklerini unutmadan, bir daha kimsenin canı yanmadan gerekli tüm önlemleri alarak yaşama geçirmelerini ve teröre destek veren her kim olursa olsun bunların halkımıza açıklaması, bu işbirlikçilere devlet eliyle yapılan her türlü ödeme ve sosyal yardımların kesilmesi en büyük isteğimizdir. Halkımızdan isteğimiz emperyalizmin bombalarına karşı evlerine ve işyerlerine Türk Bayrağı asarak tepki göstermeleridir. Milletimizi teslim almak isteyenlerin bu saldırıları, çelikleşen milli direncimizin çeliğine su vermekten başka işe yaramadığını, milli birliğimizin tokadını bir kez daha yediklerinde anlayacaklardır. Milletimiz, bölücü ve yobaz terörün yok edilmesi ve bu güçlerin ağa babaları olan ABD ve AB emperyalizmi nin ülkemizden ve bölgemizden defolup gitmesini sağlayana kadar mücadelesini sürdürecektir bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Tek kurtuluş yolu Kemalist Devrimi yeniden inşa etmektir. İşte o zaman üreten ve ürettiğine sahip olan, zenginlikleri paylaşan, komşularıyla barış içinde yaşayan refah toplumunu kurmuş oluruz. Bir kez daha saldırıda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, yakınlarına sabırlar diliyoruz. Türk Milletinin başı sağ olsun” dedi.
GAZETE ALANYA – ALANYA ADRES

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 12 Aralık 2016 / 14:47

terore_lanet_ediyoruz_h19798_65bb7

‘Teröre lanet ediyoruz’
ADD Alanya Şubesi Başkanı Özbaş, İstanbul Beşiktaş’ta yaşanan hain terör saldırısının ardından,” Terörün her türlüsüne lanet ediyoruz” dedi

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Alanya Şubesi Başkanı Aydın Özbaş, “Şehitlerimize rahmet,yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ancak ,onlara göre böyle olaylar her zaman olur. Dünyanın her yerinde terör olayları var. biz de terör olaylarıyla yaşamaya alışacağız. ”mücadelemiz son terörist yok edilinceye kadar devam edecektir”… ”kökünü kazıyacağız, Böyle olaylar olur ve fıtratı gereği şehitlerimizde olur normaldir” bu durum onlara göre. Ne acıdır ki ; terör ve terörist ithal eden ülke olduk ve vatanımızın her tarafında patlamalar ve terör olayları.ayrıca dünyaya terör ve terörist ihraç eden ülke durumuna düştük. 330’u bulma refarandum’a gitme rejimin değiştirilmesi tek istekleri bunun bir an önce gerçekleşmesi. Ülke yanmış sorunları varmış hiç umurlarında değil. bu düzeninde böyle gitmeyeceği aşikar. Artık biz bu düzende bu şekilde akşam eve dönüp dönemeyeceğini bilmeden yaşamak istemiyoruz .Tüm toplum aramızda hiçbir ayrım ve ötekileştirme olmadan, inançlarımızı,özgürlüğümüzü ,kültürümüzü özgürce yaşamak istiyoruz.Keyfi kararlarla idarecilerin işine gelmeyen uydurma hukukla yaşamımızın örselenmesini,sokaklara düşmeyi,her haltı bildiğini sananların kararlarıyla bir anda her şeyimizin elimizden hukuksuzca alınmasını, çocuklarımızın yarınlarının ellerinden alınmasını kabul etmiyoruz. Bu ülkeyi yönetenlerin bizleri daha iyi şartlarda yaşatmak için seçildiklerini ve ya göreve geldiklerini unutmadan, bir daha hiç kimsenin canı yanmadan gerekli tedbirleri bir an önce alarak yaşama geçirmelerini bekliyoruz.Terör ve teröriste destek veren her kim veya ülke olur ise olsun halkımıza bunu açıklayarak tepki verilmesi, ülkemizde yardım yataklık yapanların yakınlarına her türlü devlet eliyle yapılan sosyal yardımların kesilmesini, destek olan yabancı ülkelerin de afişe edilerek ticari ilişkilerimizin halkımızın fedakarlığı ile en aza indirilmesini arzuluyoruz. Tüm Milletimize ve Türk Polis teşkilatımıza tekrar başsağlığı ve sabırlar diliyoruz. Acımız büyük ve her türlü terörü bir kere daha lanetliyoruz” dedi. ALANYA POSTASI

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 27 Kasım 2016 / 12:12

yurttaslarimizi_birlesmeye_cagiriyoruz_h17513_b7d22

UYAN TÜRKİYEM
İŞTE GERÇEK
GETİRİLMEK İSTENEN BAŞKANLIK SİSTEMİ LAİK-DEMOKRATİK
CUMHURİYETİN YIKIMI/ÜLKENİN BÖLÜNMESİ DEMEKTİR.

Siyasi iktidar başkanlık sistemi hırsıyla, ülkeye deli gömleği giydirmek istemektedir.
Dayatılan Başkanlık sistemi;
Demokrasi, laiklik, çağdaşlaşma esaslı Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerini ve üniter yapısını ortadan kaldıran, Yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı, Kanun hükmünde emirnamelerle insan haklarının askıya alındığı, Özgürlüklerin yok edildiği, Yargının tarafsızlığını kaybettiği, Emekçilerin ve emek örgütlerinin, tamamen baskı altına alınacağı, bir yönetim biçimidir.

Anayasa değişikliği maddeleri sızdırılarak tartışılması isteniyor. Sorun, rejim değişikliğidir. Maddeler üzerinden tartışmak doğru değildir. Bu değişikliğe bütünsel açıdan karşı koymak gerekir. İnsan haklarına dayalı demokratik, laik hukuk devleti tehlikededir.

Bağımsızlık savaşını yürüten Gazi Meclis etkisizleştirilemez. Milletin vekilleri işlevsiz bırakılamaz. Bu meclis; kurtuluş savaşını yapan ve zaferi kazanan, Lozanı kazandıran, Cumhuriyeti ilan eden meclistir.

Yasama, yürütme ve yargı gücünün tek elde toplanması demokrasilerde kabul edilemez. Bu denetim mekanizmaları işlevsizleştirilemez. Osmanlı’nın 200 yıl süren çöküşüne çare bulamayan tek adam yönetim şekli, cumhuriyete seçenek olamaz.

Özlemimiz, Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik TÜRKİYE’dir. Amacımız; kalkınmış, adil, eşit ve üreten AYDINLIK TÜRKİYE’dir.

Çözüm, kasıtlı olarak tahrip edilmiş laik ve demokratik Cumhuriyetimizin meclis sisteminin yeniden sağlıklı bir şekilde yapılandırılmasındadır.

Bunun bir adımı olarak 4 Aralık Pazar saat 12.00’de Atatürk, Vatan ve Cumhuriyet sevgisiyle, tek adam yönetim şekline dur demek için Tandoğan’da buluşalım.
Saygılarımızla.

Aydın ÖZBAŞ
Atatürkçü Düşünce Derneği
Alanya Şube Başkanı

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 23 Kasım 2016 / 13:37

ogretmenlerimiz_ozel_ve_saygin_bir_konumda_h19336_fd152

ADD Alanya Şubesi Yazmanı Bakıcı, öğretmenlerin yol gösteren önder ve örnek insanlar olduklarını vurgulayarak bir basın açıklaması yaptı

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Alanya Şubesi Yazmanı Osman Bakıcı, 24 Kasım Öğretmenler Günü sebebiyle açıklama yaparak,” Öğretmenlerimiz, Cumhuriyetimizin ilk yıllarından beri bilginin, çağdaşlığın, sevginin, barışın ve aydınlanmanın öncüleri olarak toplumun bütün kesimlerine yol gösteren önder ve örnek insanlar olmuşlardır.Eğitimimizin temel direği olan, milletimizin geleceğinde çok büyük önemi bulunan, gelecek kuşaklarımızı büyük bir özveriyle yetiştiren; böylelikle geleceğin sağlam temeller üzerine biçimlenmesine katkıda bulunan öğretmenlerimiz üstlendikleri bu kutsal görev nedeniyle milletimizin gözünde her zaman özel ve saygın bir konum edinmişlerdir. Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Önder Başöğretmen Atatürk; eğitim ve öğretimin ülke kaderinde oynadığı rolü çok iyi değerlendirmiş, ülkemizi çağdaş uygarlık seviyesine ulaştıracak anlayış ve gücü öğretmenlerde bulmuştur. Başöğretmen Atatürk “Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli, yüksek seciyeli muhafızlar ister. Öğretmenler.. Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır!” diyerek öğretmenlere verdiği önemi vurgulamıştır. Kaliteli bir eğitimin olmazsa olmazı öğretmenlerimiz ; maddi ve manevi olarak rahat, özgür ve bağımsız olmaları gerçeğine rağmen geçmişten gelen sorunları çözülemediği gibi bugün de yeni sorunlarla karşı karşıya bırakılmaktadırlar. Atanamama, kadrosuzluk, maaş yetersizliği , mevcut siyasi iktidara muhalif olan öğretmenlerin hükümetin gözünde sakıncalı görülmesi,son dönemlerde öğretmenlerimize değer verilmemesi vs. bunlardan birkaçıdır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen bizler, öğretmenlerimizin; ulusumuzun en büyük kazanımı Cumhuriyet’in değerini özümseyerek, Atatürk ilke ve devrimlerinin yol göstericiliğinden ayrılmayarak, laik ve demokratik kuşaklar yetiştirme görevini yerine getireceklerinden kuşku duymuyoruz. Atatürkçü Düşünce Derneği Alanya Şubesi olarak başta, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ü özlem ve minnetle anarken; sevgi, emek ve özveri ile yeni nesillere rehberlik eden, onurlu meslekleriyle her zaman sevgiyle andığımız, saygın kişilikleriyle yüreklerimizde yaşattığımız tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü en içten duygularla kutluyoruz” dedi.
ALANYA POSTASI

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 21 Kasım 2016 / 11:42

add_den_mucadele_cagrisi_h19256_889ec

ADD Alanya Şube Başkanı Özbaş, “4 Aralık pazar günü saat 12.00’de Ankara Tandoğan Meydanı’nda, Cumhuriyetimiz ve parlamenter sistem için buluşalım” çağrısında bulundu

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Alanya Şube Başkanı Aydın Özbaş, vatandaşları ve meslek örgütlerine çağrıda bulunarak,” Cumhuriyet devrimi ile ülkemiz; yeni, çağdaş, demokratik bir geleceğe adım attı. Cumhuriyetle; insanı “kul” sayan cemaatler ve etnik tabana-milliyetlere ayrılmış toplumsal yapı yıkıldı.”Kul” birey oldu/yurttaş oldu. Yine Cumhuriyetle “siyasi egemenlik anlayışı “kökünden değişti; egemenliğin kaynağı ilahi olmaktan çıktı, “kayıtsız şartsız “millete devredildi. İslam dünyasının tek ” laik “ülkesi olan Türkiye, demokratik yapıyı bu özellikleri sayesinde kazandı. Tek kişi veya grubun diktasını önlemek maksadıyla, cumhuriyet rejimi; güçler ayrılığı ilkesi temelinde parlamenter sisteme dayandı. İktidar; yasama, yürütme ve yargı gücü arasında paylaştırıldı. Bugün ülkemizin bütünlüğü, Cumhuriyetimiz ve demokrasimiz tehdit altındadır. Ne acıdır ki tehdidin başlıca sorumlusu da siyasi iktidardır. İçte ve dışta mevcut ortamdan yararlanılarak başkanlık sistemine geçiş gündeme getirilmiştir. Başkanlık hevesi ve anayasa tuzağı, toplumsal gerilimi artırır, diktatörlüğü getirir. OHAL bahanesiyle, kanun hükmünde kararnamelerle, toplum ve yönetim yapısında“ tek ses” yaratma uygulamaları demokrasiyi boğmaktadır. Muhalif basına yönelik baskılarla, basında, “ tek ses” istenmektedir. Bizler Cumhuriyetimize, demokrasimize, özgürlüklerimize sahip çıkmak, Ülkemizin bütünlüğünü savunmak, Tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşmak, Başkanlık hevesinin gerçekleşmemesini sağlamak için, siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, emek kuruluşlarını, oda ve meslek örgütlerini birleşmeye ve halkımızla birlikte ortak mücadeleye çağırıyoruz. Gelin; Cumhuriyet sayesinde hala var olan demokratik haklarımızı kullanalım, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti için mücadele edelim. 4 Aralık pazar günü saat 12.00’de Ankara Tandoğan Meydanı’nda, Cumhuriyetimiz ve parlamenter sistem için buluşalım” dedi. ALANYA POSTASI

yazarYazar: Aydın Baskan | tarihTarih: 8 Kasım 2016 / 14:11

AYM resmi nikah olmaksızın imam nikahı kıyan, nikahı kıydırana ceza öngeren yasayı iptal etti. Ülkemizde en güvenilecek hukuk kurumu olması gereken yüksek Mahkemenin kadınları ve çocukları haksızlık ve hukuksuzluklara karşı koruyan yasayı iptali kadın ve çocuk haklarına, laiklik ilkesine, anayasanın 174. ncü maddesi devrim kanunlarına aykırıdır. Yani devrim kanunlarını, Türkiye Cumhuriyeti kuruluş kanunlarını kadınlar açısından teminatsız bırakan vahim bir karardır. Çünkü kadının ve çocuğun hak kaybı toplumun geleceği için risktir.
Bu kararla kadınların elinden en büyük savunma alınmıştır. Ülkede kuma patlaması yaşanacak ve kadınların miras hakkı elinden alınacaktır. İmam nikahı ile evlenme yoluna birçok kişi sapacağı için çocukların miras ve soyadı hakkı gibi birçok sorun ortaya çıkacaktır. Sokak ortasında eski eş veya sevgilileri tarafından katledilen kadınlar ortadayken bu kararla; kadınlar açısından “boş ol” denilmesi durumunda hiçbir resmi hak ve sosyal güvence kalmamıştır. Medeni kanunda düzenlenen her türlü aile hukuku ve haklarla ilgili de sıkıntı ortaya çıkacaktır. Çocuk cinsel istismarının da önü açılmış olacaktır. Her üç evlilikten birisinin çocuk yaşta evlilikler olduğu ülkemizde AYM bir anlamda çocuk evliliklerini de meşrulaştırmıştır. Kumalık serbest bırakılmış, erkek çok eşliliğinin önü açılmıştır.Evli olduğu halde eşinden şiddet gören, para vermediği için yoksullukla tek başına mücadele eden kadınlar, yasak olduğu zaman bu durumda iken serbest bırakıldığı zaman ne olacağı hiç düşünülmemiştir. Anayasa Mahkemesi korumakla yükümlü olduğu Anayasa’nın ruhunu yok etmiştir ve düzenleme yaptırımsız kalmıştır. Kadının bu kadar hiçleştirildiği bir dönem Türkiye tarihinde hiç olmamıştır.
Hukuki, ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlar yaratacağı kaçınılmaz olan Anayasa mahkemesinin iptal kararını kınıyor ve Anayasamızın 41. Maddesinin gereğince; ailenin, özelliklede anne ve çocuğun korunmasının devletin asli görevi olduğunu hatırlatıyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
AYDIN ÖZBAŞ
Atatürkçü Düşünce Derneği
Alanya Şube Başkanı

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 8 Kasım 2016 / 8:33

15 Temmuz 2016 gecesi, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yuvalanan bir grup Fethullahçı asker tarafından yapıldığı iddia edilen dış destekli darbe girişimiyle ilgili olarak, aşağıdaki konuların kamuoyuyla ve örgütümüzle paylaşılmasında yarar görülmüştür.
Demokrasiyi her tür karşıt güce karşı savunmak, Atatürk’ün kurduğu tam bağımsız, laik, demokratik cumhuriyete sahip çıkmak hepimizin birinci görevidir. Bu anlamda, demokrasiyle bağdaşmayan her türlü girişime karşı olduğumuzu belirtiyoruz.
Başta Atatürk’ün kan pahasına kurduğu TBMM olmak üzere, kamu kurumlarının bombalanması, masum insanların ölmesi ya da yaralanması, ordumuzun zaaf içinde gösterilmeye çalışılması, emniyet güçlerinin karşı karşıya getirilmesi, başkentin ve İstanbul’un gece boyunca şiddeti yaşaması kabul edilemez olaylardır. Böyle bir olayın dış destek olmadan yapılamayacağı gerçeğiyle, ülkemizin uluslararası alanda dostunu düşmanını yeniden tanımlaması gerekecektir.
15 Temmuz gecesi yaşanan korkunç olaylardan, başta Cumhurbaşkanı RTE olmak üzere tüm hükümet üyeleri ders çıkarmalı, bu noktaya gelişteki sorumluluklarını kabul etmelidir. “Ne istediler de vermedik” sözü bir gerçeğin itirafıdır.
Olayları sebepleri açısından incelerken “siyasi iktidarın sorumluluğu” boyutuyla ele almak zorundayız.
AKP iktidarı boyunca Yüksek Askeri Şura toplantılarında “irticai faaliyetlerde bulunduğu” tespit edilen subayların tasfiyesi engellenmiştir.
Daha da kötüsü; iktidarın yabancı istihbarat örgütleri ve Fethullahçı yapı ile birlikte el ele sürdürdüğü Ergenekon-Balyoz operasyonlarıyla yüzlerce yurtsever subay tasfiye edilerek, Ordumuz içinde Atatürk Devrimlerine ve demokrasiye bağlı subaylarımızın varlığı ile dengeler alt üst edilmiş, devrimci uyanıklık örselenmiştir.
Yargı bu tabloyu destekleyecek cemaatçi unsurlarla doldurulmuştur.
İşte yaratılan bu başıboşluk ve çivisi çıkmış devlet düzeniyle; vatansız, vicdansız, eli kanlı insanlar eliyle, Türkiye’de ancak, “muz cumhuriyeti” olarak tanımlanabilecek bir ülkede yaşanabilecek olayların oluşmasına neden olunmuştur.
Bu durumda:
1.Emperyalizmin oyuncakları FETÖ, IŞİD ve PKK, Türkiye’nin önündeki en yakın tehditlerdendir. Ulusumuzun birlik beraberlik içerisinde mücadele etmesi gereklidir.
2. Türkiye’yi 14 yıldır yöneten siyasi iktidar, TARİKAT VE CEMAATLERE gösterdiği yüksek hoşgörü ve işbirliği ANLAYIŞINI gözden geçirmek zorundadır. Türkiye, “şeyhler, dervişler, müritler” ülkesi oldukça, bu ve bunun gibi olayların tekrar yaşanması her zaman mümkün olacaktır.
3. Girişimin engellenmesi nedeniyle Anayasa Değişikliği ve Başkanlık Sistemi konularında siyasi iktidarın ve taraftarlarının “azgınlaşmaması”, tam tersine bu amaçlarından vazgeçmeleri gereklidir. Tekrar ifade ediyoruz ki, yaşanan olaylarda parlamenter sistemin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Erdoğan’ın, daha bir yıl önce söylediği “parlamenter sistem askıya alınmıştır” sözlerinin NE KADAR TEHLİKELİ olduğu şimdi daha iyi anlaşılmalıdır. Bugün sıklıkla ve doğru bir şekilde söylenen Gazi Meclis vurgusu, ülkemizin kuruluşunun, mayasının, kültürünün bir gerçeğidir. Bu anlamda, Meclisimizin gece açık tutulması ve siyasi partilerce gösterilen ortak tepki anlamlıdır.
Şimdi yapılması gereken, bu olayların sorumlularını ve taraftarlarını tüm kamu kurumlarında tespit etmek, ancak bu kişilerin yerlerine yeni bir siyasal İslamcı anlayış yerine, kıdem ve liyâkatı gözeten, hakkaniyetli, yurtsever, Cumhuriyet değerlerine bağlı kadrolar getirmektir. Siyasi iktidar her zamanki fırsatçı anlayışı ile darbecilerin yanında kendisi için “tehlike” olarak kabul ettiği yurtseverleri tasfiye gibi bir siyasal manevraya asla girişmemeli, gerçek suçlular cezalandırılmalıdır.
Bu olay, AKP iktidarının demokratik sınırları daraltma girişimlerinin de sonu olmalıdır. Ülkemizdeki toplumsal kutuplaşmanın ve gerginliklerin kışkırtılmasından kaçınılmalıdır.
Sokakta rastlanan her askerin, “suçlu” ilan edilerek saldırıya uğramaları önlenmelidir.
TSK’nın kurumsal varlığı ve onuru özenle gözetilmelidir. Yaşadığımız kriz bölgesinde güçlü bir TSK’nın Türkiye’nin en önemli güvencesi olduğu unutulmamalıdır. Yaşanan darbe girişiminden sonra bir işaretle sokağa dökülenlerin yarattığı vahşet tablosu, siyasal iktidarın nasıl bir sivil örgütlenme hazırlığı içinde olduğunu da açığa çıkarmıştır.
Bağımsız yargıyı oluşturmak, üniversiteleri laik, bağımsız ve sorgulayan bir konuma getirmek, kuvvetler ayrılığını korumak, Anayasamızın değiştirilemez maddelerini asla tartışmaya açmamak ve etnik, mezhepsel politikalar yerine, Ulusal-Üniter devleti savunmak ve yeniden yaşama geçirmek öncelikli hedeflerimiz olmalıdır.
Yaşanan girişim Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesinin değerini bir kez daha ortaya koymuştur. Darbecilerin halkı kandırmak için sahte “sulh” sözcüklerinin arkasına saklanmaları da ibret vericidir.
Halkımız sadece siyasal iktidar istediğinde değil, her türlü demokrasi dışı girişimlere karşı da meydanlara, sokaklara dökülebilmelidir.
Unutulmamalıdır ki, Atatürkçü Düşünce Derneği Atatürk Cumhuriyetine karşı girişilen SİVİL DARBELERE DE karşıdır.
Gerçek demokrasiden bir kez sapılınca gecenin karanlığında nelerle karşılaşacağımızı sabah görmemek için Cumhuriyet ideallerine her zamankinden çok sarılmalıyız. Saygılarımızla

yazarYazar: aydin | tarihTarih: 8 Kasım 2016 / 8:23

13533158_1741466426126255_1068587068482277066_n

2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde 35 aydınımızın katledilişinin bu gün 23.yıldönümü. Atatürkçü Düşünce Derneği Alanya Şubesi olarak 23 yıl önce Sivas Madımak Oteli’nde, gözlerini kin perdesi bürümüş cani tarafından yakılarak öldürülen şair, yazar, sanatçı 35 aydınımızı unutmadık, unutmayacağız.
Türkiye Cumhuriyeti bundan 23 yıl önce 2 günü en karanlık günlerinden birini Sivas’ta yaşamıştır. Oysaki Sivas ilimiz, 1919 yılının Eylül ayında ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ parolasıyla işgalci güçlere karşı bağımsızlık ateşinin yakıldığı ve manda düşüncesinin yok edildiği Kongrenin ev sahipliğini yapmıştır. Sivas’ta, emperyalizme karşı başlatılan kararlı direnişin Cumhuriyetle taçlanışından 70 yıl sonra Madımak Oteli’nden yükselen kara dumanlar Cumhuriyet’in ışığını, aydınlığını boğmaya Yeltenen yobazlarca çıkartılmıştır; ancak o gün başarılı olamadılar, bundan sonra da olamayacaklar! 97 yıl önce bağımsızlık parolasıyla yola çıkan Mustafa Kemal ve vatansever dava arkadaşlarını bağrına basan Sivas halkına ihanet eden kundakçılar, 2 Temmuz 1993 günü Anadolu aydınlanmasının ışığını tazelemeye gelenleri konuk etmek yerine ölüme göndermişlerdir.
Biliyoruz ki bu zihniyetin asıl amacı Atatürk önderliğinde kurulan laik, demokratik sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetimizi yıkmaktır. Aydınlarımızı yakanların ağzından “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta Yıkacağız” sloganının çıkması bir tesadüf değildi. Ama bunu başaramayacaklar. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacak. Emelleri kursaklarında kalacak. Ne yazık ki Madımak katliamıyla yüzleşilmedi, arkasındaki karanlık aydınlatılmadı, katliamın siyasi sorumluları organizatörleri adaletin karşısına çıkarılmadı. Üzeri Madımak’ta yanan ateşin dumanı kokanlar, ellerine Sivas’ın kanı bulaşanlar şunu unutmamalıdır ki yüreklere düşen acının zaman aşımı olmaz.
Ayrıca 2 Temmuz 1993 Madımak katliamından 3 gün sonra Erzincan ilimizin Kemaliye ilçesi Başbağlar köyünde 28 vatandaşımızı kurşuna dizen, 5 vatandaşımızı ateşe atarak yakan hain PKK Terör Örgütünü de lanetliyoruz.
Sivas katliamında yaşamını yitiren aydınlarımızı, sanatçılarımızı unutmadık, unutturmayacağız. Unutulmasın ki insanlık, kendisine karşı işlenmiş suçları asla unutmamıştır ve unutmayacaktır. Yakanları affetmiyoruz, AK’layanları da affetmiyoruz”